“Bir ülke, eli silahlı bir terör örgütünün kendi sınırları içinde ayrı bir devlet kurmak için örgütlenmesine göz yumar mı yummaz mı?”
Bugün’den Adem Yavuz Arslan, KCK sözleşmesi, Öcalan’ın avukat görüşmeleri, Murat Karayılan ve Kandil ekibinin demeçleri ve de KCK iddianamesi’nde geçen ortak KCK tanımını vererek “KCK, PKK’nın şehir yapılanması değil bilakis PKK’yı da içine alan çatı örgüt.” olduğuna dikkat çekti.
PKK’nın konjonktüre ve şartlara göre biçim aldığını belirten Arslan, örgütün 2005′ten sonra KCK modeline geçtiğini ifade etti.
Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmelerindeki “KCK deşifre oldu. DTK ön plana çıksın. KCK’ya eleman temini için siyaset akademileri kurulsun.” talimatını hatırlatan Arslan, son KCK operasyonlarıyla tartışılmaya başlayan siyaset akademilerinin bu emrin ürünü olduğunu belirtti ve can alıcı bir soru yöneltti: “Bir ülke, eli silahlı bir terör örgütünün kendi sınırları içinde ayrı bir devlet kurmak için örgütlenmesine göz yumar mı yummaz mı?”
“Basına yansıdığı kadarıyla görüyoruz ki Prof. Büşra Ersanlı’nın dersleri biraz tuhaf!” diyen Arslan, şu ana kadar çıkan bilgilerin bile Ersanlı’nın geçiyorken uğramadığını göstermeye yettiğini ifade etti.
İşte Adem Yavuz Arslan’ın analizi:
PKK kampını Kandil’de değil İstanbul’da kurmak!
Daha önce defalarca yazdık ama anlaşılan o ki sesi çok çıkanların neden olduğu kafa karışıklığı bazı gerçeklerin anlaşılmasını engelliyor.
Öyle ki KCK’yı sivil toplum örgütü gibi göstermeye çalışanlar, operasyonları da ‘faşizan bir uygulama’ olarak lanse ediyor.
Açıkçası bu kesimler ya okuduklarını anlamıyorlar ya da zaten anlamak istemedikleri için işlerine geldiği şekliyle çarpıtıyorlar.
Oysa PKK ve KCK ile her şey açık kaynaklarda var. Referans alacağımız 4 ana metin internette bile mevcut.
Birincisi KCK sözleşmesi, ikincisi Öcalan’ın avukat görüşmeleri, üçüncüsü Murat Karayılan ve Kandil ekibinin demeçleri ve nihayetinde dördüncüsü de KCK iddianamesi.
Bu 4 kaynağın ortak tanımı ise şu: “KCK, PKK’yı da kapsayan, silahlı ve nihai hedefi ‘Birleşik Bağımsız Kürdistan’ı kurmak olan bir örgüttür” Yani yaygın ifade edildiği gibi KCK, PKK’nın şehir yapılanması değil bilakis PKK’yı da içine alan çatı örgüt.
Bir önceki yazıda detaylı bir şekilde PKK’nın serüvenini anlatmıştım. Özetle şunu söylemek mümkün: PKK konjonktüre ve şartlara göre biçim alıyor.
KCK da bu dönüşümün yeni adı.
Ama bu dönüşüm PKK’nın manifestosunda yer alan hususlardan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Bugün şartlar uygun olmadığı için Bağımsız Kürdistan fikrini sadece ötelemiş durumda.
Dünyada hiçbir terör örgütü ilanihaye dağda ve silahlı eylemde kalmaz. Mücadelesinin bir aşamasında şehre inmesi ve siyasete girmesi gerekir.
Burada önemli olan dağdan inişin nasıl olduğudur.
Örgütün teorisyenleri bunu çok iyi bildiği için 2005 sonrası şehirlerde örgütlenmeye ağırlık verdiler. Bu yüzden KCK modeline geçildi.
KCK iddianamesinde açıkça görüleceği gibi ortada kendi yargısı, yürütmesi ve yasaması olan ayrı bir devlet sistemi var. Bu sistemde belirleyici olan örgüt. Ne belediye başkanlarının ne vekillerin ne de tabanın dediğinin önemi var.
Kandil ne derse o oluyor.
Belediye başkanlarını yargılayan, milletvekillerinin verecekleri demeçlere kadar belirleyen KCK komiserleri. Hatırlanacağı gibi DTK eş başkanı olan Aysel Tuğluk adına Taraf’a yollanan mektubu da bir KCK komiseri yazmıştı.
Hangi ihalenin kime verileceğine de onlar karar veriyorlar. Belgelere göre BDP’li belediyeler kamu kaynaklarını terörü finanse etmekte kullanmışlar. Yani, ödediğimiz vergiler bomba, kurşun ve patlayıcı olarak geri dönmüş.
BDP’nin iddia ettiği gibi başkanlar siyasi gerekçelerle değil, ‘terörü finanse ettikleri iddiası ile’ tutuklanmışlar.
Ayrıca, işin teorisyeni olarak Öcalan çok sayıda avukat görüşmesinde (1 Ocak 2010, 3 Mart 2010) KCK’nın illegal silahlı bir yapı olduğunu söylüyor. Üstelik 9 Temmuz 2010′da kritik bir talimat daha vermiş. Avukat görüşmesinde diyor ki: ‘KCK deşifre oldu. DTK ön plana çıksın. KCK’ya eleman temini için siyaset akademileri kurulsun.’
Son operasyonla tartışılmaya başlanan akademiler bu talimatın ürünü. Tutuklananlar ünlü olunca tartışma alevlendi. Oysa bu tip durumlarda suçlamalara ve delillere bakmak lazım.
Basına yansıdığı kadarıyla görüyoruz ki Prof. Büşra Ersanlı’nın dersleri biraz tuhaf! Zaten örgüt artık eğitimi Kandil’de değil İstanbul’daki akademide vermeye başlamış.
Kendi el yazısı notlarında “PKK terör örgütü listesinden çıkarılmalı”, “KDP gibi yaparak devlet kurarız. Konjonktür buna uygun”, “Kürdistan bölgesinde tüm kamusal alanı Kürtler yönetecek” ve ” Sorumluluk sahibi Kürt siyasetçilerin Kürt hareketi tek dille konuşmalı” gibi ifadeler var. Ayrıca PKK’nın bazı web sitelerine ait şifre bilgileri de çıkmış.
Şu ana kadar çıkan bilgiler bile Ersanlı’nın geçiyorken uğramadığını göstermeye yeter.
Bu arada örgütün siyaset akademilerine biçtiği misyonu anlama adına Karayılan’ın; ” Bağımsız Kürdistan Devrimci Halk Savaşı ile kurulabilir, siyaset akademilerinde yetişen gerillalar bu savaşta etkin bir şekilde yer alacak” ifadesini de unutmamak lazım.
Aslında lafı dolandırmanın bir anlamı yok.
Soru basit: Bir ülke, eli silahlı bir terör örgütünün kendi sınırları içinde ayrı bir devlet kurmak için örgütlenmesine göz yumar mı yummaz mı?
Kimse yummayacağına göre?
ama Bedava Izle Bile bilim bir Bu buluş Bunun daha Dedi Diye Diziler izle Diziler son bölüm eden Etti Geldi gelen Genel Gibi haber haberleri icat ilk Istanbul Kabul kadın ve kadın Müzik-klipler izle Müzik-klipler seyret Nbsp Nda Nde Nin Olay Pkk Polis Rsquo Sinema film izle Sinema filmleri teknoloji Ya yeni yenilik Yok {title} haberi {title} haber oku
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.