KCK Sevicilerin Atladığı DERİN NOKTA

Bazı liberaller aydınlar son dönemde yapılan KCK operasyonlarını şiddetle eleştiriyorlar. Her halükarda devleti örgütle masa düzlemine çekmek isteyenler bazı gerçekleri ya görmüyorlar ya da görmezden geliyorlar. İşte yanıldıkları noktalar…

Analiz: Yetkin Yıldız/Aktifhaber

On beş gündür KCK operasyonlarını tartışıyoruz. İki farklı üslupla kendini gösteren karşıt görüşler, yaşanan gelişmelerden pek etkilenmişe benzemiyorlar. Her halükarda KCK operasyonlarına karşı çıkan ve illâ PKK ile müzakereci bir düzlemi hükümete dayatan bu anlayışlar, katı tutumlarını ısrarla devam ettirme eğilimindeler.

BAZI LİBERALLER KCK OPERASYONLARINA NEDEN KARŞI?

Liberal aydınların klasik devletçi yaklaşımlara alerjileri sebebiyle, bu tarz operasyonlara karşı çıktıkları biliniyor. Bu alerjinin temelinde, 90’lı yıllarda yaşanan güvenlik uygulamaları var; terörle mücadele adı altında yürütülen, ancak demokratik siyaseti gerilettiği gibi, terörü tırmandırarak özgürlük alanlarını daraltan o yanlış uygulamalar…

Fakat çok önemli bir detayı gözden kaçırıyorlar. Türkiye 90’lı yıllardan bugüne demokratikleşme yolunda ciddi mesafeler kat’etti. Hak ettiği takdiri halen göremediğine inandığım Ergenekon operasyonları, Türkiye’yi geçmişin karanlık dehlizlerine mahkum eden derin yapıları deşifre ederek önemli oranda işlevsizleştirdi. Dolayısıyla o günlerin acı tecrübelerinin faturasını bugünkü uygulayıcı kadroların sırtına yükleyenler, demokratik siyaseti geliştirme konusunda somut kazanımlarla ilerleyen sürece nasıl zarar verdiklerini de iyi hesap etmeliler.

KCK’DA NEDEN YALPALIYORLAR?

Her fırsatta Türkiye’deki derin yapıların baskıcı, totaliter ve ötekileştirici politikalarından şikayet eden ve bu düzlemde Ergenekon operasyonlarını da haklı olarak destekleyen liberal demokratlar, iş Kürt sorununa geldiği zaman nedense yalpalıyor ve devletin güvenlik politikalarından vazgeçip, PKK ile müzakere düzleminde bu sorunu çözmesi gerektiğini savunuyorlar? Doğrusu yıllar yılı Türkiye’nin derin (!) politikalarına kafa yormuş bu insanların, PKK konusunda nasıl olup da meseleyi böylesine basite indirgediklerini anlamak mümkün değil.

Genel olarak dillendirdikleri taleplere bir bakın; “Her iki taraf da silah bıraksın (Devlet ve PKK), oturup Öcalan ile anlaşın, özerkliği kabul edin, anadilde eğitim hakkını verin, Öcalan’ı da gerekiyorsa serbest bırakın ve hatta siyaset yapma imkanı tanıyın, bunlardan kimseye zarar gelmez, akan kan durur, Türkiye de Kürt sorununu halletmiş olur!..”

ERGENEKON-PKK İLİŞKİSİ

Eğer sonucunda Kürt sorunu gerçekten halledilmiş olacaksa her türlü teklif bence takdire şayandır. Ama bugün adli makamlarca ciddiyetle araştırılan bir iddia var; Ergenekon – PKK ilişkisi. Ya PKK Ergenekon’un (ve hatta küresel Ergenekon’un) taşeronu bir örgütse, ya ne olursa olsun sahip olduğu bütün imkanları geçmişte defaatle örneğini gördüğümüz üzere ‘siyasi yapıları dizayn’ amacı güden derin odaklar adına kullanır ve hiç olmadık zamanlarda hoyratça yeniden şiddete başvurursa?

LİBERALLER FENA HALDE YANILIYORLAR ÇÜNKÜ?

Israrla silahlı gücünü tasfiye etmemekte direnen bu örgütün, demokrasi adına yaşanan gelişmeleri destekleyici bir katkı sunabileceğine bizi ikna edecek en küçük bir örnek hatırlıyor musunuz? Bence liberal aydınlarımız bu konuda fena halde yanılıyor. Bu detaylar üzerinde ciddi olarak düşündüklerini hiç sanmıyorum. PKK’nın ilk oluşum yıllarında Çekiç Güç’ün kırsal alanda PKK unsurlarının lojistik tedarikini nasıl yaptığını unutanların, Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’ün PKK ile olan ilişkilerini anlamaları da kolay olmuyor. Tabi bu arada Veli Küçük’ün Aydınlık Grubu ile stratejik ittifakı ya da iddianamesinde Hanefi Avcı’nın da yer aldığı Devrimci Karargah örgütünün PKK kamplarında nasıl eğitildiği ve PKK düzleminde müzakere ile varılacak nokta ne olursa olsun, bir taraftan isim değiştirmiş haliyle terörün nasıl yedeklenmekte olduğu bizim liberallerin kafa yormaya değer görmedikleri lüzumsuz detaylar (!)

YA PKK’NIN DIŞ BAĞLANTILARI

Onlara göre devlet Öcalan ile bir anlaşsa, bütün işler çözülecek. Peki ya bu sorunun bölgesel aktörleri? Yıllarca bu ülkede batılı ülkelerin PKK’ya nasıl destek verdiklerini boşuna mı tartıştık? Bütün stratejisini yabancı devletlerin meseleye müdahalesi üzerine kuran PKK, sırf sizin iyi niyetiniz hatırına, ilişkili olduğu devletlerle olan hukukunu bir kalemde silip atacak mı? Ya da bölgesel politikaları doğrultusunda PKK üzerinden projelere yatırım yapan yabancı devletlerin, ‘Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kimlik sorunları demokratik bir çözüme kavuşuyorsa bizim için mesele bitmiştir’ diyerek süreçten el mi çekecekler?

Liberal aydınların bu konudaki yaklaşımları Türkiye açısından ne yazık ki çözüm getirici olmadığı gibi, hiçbir şekilde sonuç odaklı da değil. Başbakan’ın büyük siyasi riskler üstlenerek müzakere girişimlerine fırsat tanıyıp bugünlere kadar sabretmesi, sırf bu kesimleri de sürece dahil edebilmek içindi. Ama sonuç ortada; yaşanan onca badireye rağmen, ülke gerçeklerine gözleri kapalı bir liberal aymazlıkla karşı karşıyayız!

Başbakan’ın ‘bazı arkadaşların kendilerini gözden geçirmeleri lazım’ şeklindeki sitemi ile nisbeten intibaha gelen ikinci kesimdekiler ise, ‘kimi uygulamalara karşı çıkmak KCK’yı ya da terör örgütünü desteklediğimiz anlamına gelmez’ türünden açıklamalarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Ama hepsi bu kadar. Ersanlı ve Zarakola üzerinden gelişen tartışmalarda ilkesel açıdan sorunlu olan duruşlarını revize etme ihtiyacı hissetmiyorlar ya da medyada geliştirdikleri ilişkiler sebebiyle buna cesaret edemiyorlar.

PKK’NIN ÇÖZÜMÜ: ÇÖZÜMSÜZLÜK

Halbuki PKK’nın çözümsüzlüğe dayalı stratejisini anlamak en azından onlar için çok da zor olmasa gerek. Öcalan’ın müdahalesinin örgütü disipline etmeye yetmeyeceğini artık biliyor olmaları lazım. Hangi niyetle olursa olsun, MİT-PKK görüşmelerinin PKK şiddetini önleme konusunda hiçbir garanti içermediğini de yaşanan son gelişmelerle gördüler. Bu konuda garip bir şekilde uzunca bir zamandır hükümet karşıtı gayretleriyle bilinen çevrelerle aynı düzlemde bulunmayı da belli ki ilkesel anlamda sorunlu görmüyorlar. Ama son operasyonlarla ortaya çıkan sonuçların Türkiye’yi rahatlatarak, hükümeti demokratik açılımlar konusunda daha özgüvenli hale getirdiğini de mi fark etmiyorlar?

ŞIRNAK HALKININ PKK’YA KARŞI TAVRI ÇOK ŞEY ANLATIOR

Terörle mücadelede hükümetin elinin güçlenmesine paralel olarak, Şırnak gibi bir ilimizde bölge halkının PKK’ya karşı tavır alabilmiş olması aslında çok şey anlatıyor. Sınıra yakın bölgelerdeki hava harekatları hiç de eskisi gibi değil; hem sonuç alıcı oluyor, hem de örgütün eskiden olduğu gibi elini kolunu sallayarak eylem yapmasını önlüyor. KCK operasyonları, örgütün metropolleri karıştırma ve ‘serhildan’ adı altında Türkiye’yi kaosa sürükleme planlarını suya düşürüyor. PKK üzerinden hesabı olanlar için kaygı verici (!) olan bu gelişmeleri yok farz etmek, doğrusu bu kesim açısından yadırganacak bir tutum.

ANF’NİN HABER JARGONUNA DİKKAT!

PKK’nın kimlerin taşeronu olduğunu ve Ergenekon ile yollarının nerelerde kesiştiğini görmekte güçlük çeken bu kesimlere, Fırat Haber Ajansında son dönemdeki jargonunu iyi analiz etmelerini salık veririm. Hiçbir şekilde PKK jargonu ile bağdaşmayan, ancak Aydınlık grubu ya da Oda TV çevrelerinin habercilik anlayışı ile bire bir örtüşen bu yaklaşımın aslında bize anlattığı çok şey var.

 

Related posts:

Beşinci kata tırmanıp, bebeği yanmaktan kurtardı
Rubik Küpü Temalı Kek
Deprem hasarına ''uyduyla jet tespit''
HABER BİLGİLERİ
Bu haber 12 Kasım 2011, 20:08 tarihinde Haber kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 110 views Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
SponsorBağlantı
Popüler Haberler
Dünyanın en hafif maddesi!

Dünyanın en hafif maddesi!...

Bilimadamları, strafordan 100 kat daha hafif bir metal olan dünyanın en hafif maddesini geliştirdi. Science Daily'nin internet sitesinde yer... [Devamı]
Merhaba dünya!

Merhaba dünya!

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!  Devamı →[Devamı]
Anket
Sitemizi nasıl Buldunuz
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
Yazarlarımız
Yorumlar
Resim Galerisi
Video Galerisi
Blog